Türk toplumunda elit bir kesim dışında konutlarda ayrı yemek odası pek bulunmaz. Ya mutfakta ya da salonlarda, oturma odalarında yemek masası bulunur ve yemek buralarda yenir.
Bir evde müstakil yemek odası bulunması elbette bir ayrıcalık sayılabilir. Bir zenginlik göstergesi olarak addedilebilir mesela. Ancak daha önemlisi bir yemek odasına sahip olmak bir zevk işidir kanımca. Yemek takımları ile her daim kurulu ve hazır, on kişilik geniş bir sofra… Büfesi, kap kacak dolapları ile hayatı kolalaştırdığı gibi göz zevkini besleyen bir ortam…
Evinizin salonunda ya da mutfakta değil de yemek odasında yemek yemek, özellikle özel günlerde mutlaka size büyük bir kolaylık ve rahatlık sağlar. Zira yemek odanızda herkese yetecek kadar yer bulabilir, misafirlerinizi en güzel biçimde ağırlayabilirsiniz.
Birkaç yıl önce Türk edebiyatının usta kalemlerinden Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Heybeliada’daki müzeye çevrilen köşkünü ziyeret edecek oldu idim. Türkiye’nin erken dönem aydınlarından, modern dönemimizin ilk temsilcilerinden Gürpınar bir sanatçı olarak yazın alanının yanında sanatı hayatının her alanına yaymış bir insandı.
Son derece zevkli bir konumda bulunan köşkte iç mimari de gözlerinizi okşuyor. Yazarın köşkünde bir de yemek odası var ki görülmeye değer. Yüzyılı aşkın zaman farkına rağmen Gürpınar’ın dekoratif zevki hepimize örnek olacak nitelikte.

